14 Kasım 2013 Perşembe

2 Yaş Sendromu..

Pessssss!!!





Nedir arkadaş bu 2 yaş sendromu ;) uysal cocuğum bildiğin asabi,alıngan,istediğini ağlayarak yaptırmaya çalışan,kızdığında ise kafasını duvara vuran bir ruh haline büründü...

Geçicek biliyorum!!!!!

Biz henüz 2 yaş'ına bile girmemişken,şuan 21 aylık çınar ve evimizde ara ara soğuk rüzgarlar esiyor..

Fakat bu garip sendrom 18 aylıkken başlıyormuş ve 2.2,5 yaşına kadar devam edebiliyormuş,sonra ise bir anda geçiyormuş sevgili dr'umuz öyle diyor.

Ayyyy bir de bunun ergenlik dönemi var değil mi.. ;)

Önce derin bir nefes alalım anneler;

Nasıl davranılmasına gelirsek eğer,sakin ve kararlı olmak en önemlisi..
( kabul ediyorum bu bazen çok zor olabiliyor,bağırmıyormuyum ;)
Tabi ki ama az ;))

Lakin,bağırmanın hiç bir faydası yok..Bağırarak hiç birşeyi yaptıramayız ve yaptıramıyoruz da açıkcası.Bağırmak sadece kendimizi tatmin etmemize sebep oluyor ki sonrasında üzülüceğimizi dahi bilsek çoğu zaman istemeden sesimiz yükselebiliyor maalesef.

Sakin bir dil'le iletişim kurmaya çalışmak..

Ben,ağladığın için ne dediğini anlayamıyorum.Lütfen sakinleş ve sakinleşince yanıma gel ve konuşalım diyorum.Bir süre sonra ağlamayı kesip gülerek yanıma geliyor.

Neyin doğru,neyin yanlış olduğunu anlatıyorum uygulamalı olarak.

Evet sakin bir şekilde dinliyor ve anlıyor da,fakat sonrasında ise yine kendi bildiğini yapmaya devam ediyor..
Olsun,önemli olan sakinleşince yanımıza gelmesi ve bizi dinlemesi..

Siz de deneyin;






Önemli olan bağırma'dan sakin kalabilmek sanırım.Evet çok zor,ama yapmamız gereken doğru hareket o.

Yardımcınız eğer var ise süper,fakat benim gibi destek almadan 7/24 çocuğuna bakan kişiler için herşey çok daha zor tabi ki.

Onlar herşeyi yeni öğreniyorlar ve tabi bizde onlarla yeniden öğreniyoruz.

Ve en önemlisi yanlışı da doğruyu da bizden öğreniyorlar.

Bol sabırlı günler diliyorum... ;)))

Sevgiler;
- Posted using BlogPress from my iPad

8 Kasım 2013 Cuma

MacaronsBella..

Ne zamandır teşekkürlerimi sunacağım kendisine..

MacaronsBella'nın Sahibesi İlkay Hanımcığım,

Öncelikle kendisine ilgisinden ve zerafetinden dolayı teşekür ederim..

Insan, hem güzel,hem de nasıl bu kadar başarılı olabilir de demiyor hani ;))

Çok tatlı bir insan gerçekten ve inanılmaz güzel macaronlar yapıyor,kendisine hayran oldum bizzat..

İzmir'li arkadaşlarım kendisi,Manisa'da..

İletişim Bilgileri : 0507 283 38 19 Ilkay Yankılınç

https://www.facebook.com/ilkay.yankilincmacaronsbella?ref=ts&fref=ts

Türkiye'nin Heryerine Bu Güzel Lezzetleri Gönderiyor.

Ben herkezin huzurunda teşekkürlerimi sunuyorum kendisine ve başarısının kat ve kat artacağından eminim..

Daha geçen haftalarda,Manisa Haber Gazetesi ile çok güzel bir röportaj yaptı kendisi..

http://www.manisahabergazetesi.com.tr/v2/haber-8256-Yankilinc-makaronda-marka-oldu.html

Enfes lezzetleriyle ve ismi ile bizi çok iyi ve kaliteli bir marka bekliyor..

Herkezin tatmasını şiddetle tavsiye ediyorum gerçekten,mükemmel.

Başarınızın devamını diliyorum,Sevgili İlkay...

Geçen haftalar da eşim için yaptırmış olduğum macaronlar enfesti.








Kendisi bu güzel makaronları evinde ve güzel mutfağında yapıyor ki bu da benim için çok önemli..

Temiz ve titiz olması benim için çok önemli,o güvenle çocuğuma bile yedirebiliyorum..Anne'ler nedemek istediğimi çok iyi anlarlar.

Şimdi gelelim yapmış olduğu enfes makaronlar'a..

































Sevgiler;
- Posted using BlogPress from my iPad

Bal Maskesi...

Çoğu kişi biliyordur belki,bilmeyenlerin dikkatine...




Doğal Nemlendirici,

Inanılmaz güzel,katkısız,doğal bir maske anlatmak istiyorum.

Cuma günleri benim bakım günümdür ;)) Çınar bile engel olamıyor;)

Manikür,Pedükür,Peeling,Maske v.s...

Önce peeling ( Şekersiz Türk kahve telvesi ve Zeytinyağı )sonrasında ise maske (Bal Maskesi ) ile devam ediyorum..
Sonrasında ise tonik ile tamamlıyorum ( Gül Suyu )

Temiz cildinize,bal'ı tahta kaşık ile uygulayın..Çenenizden yukarıya doğru masaj yaparak iyice cildimize uyguluyoruz.. ( 2 tahta kaşığı ) yeterli oluyor.

Ben organik bal kullanıyorum,5-10 dk kadar yüzümüzde bekletiyoruz.
Sonra ılık su ve pamuk yardımıyla cildimizden arındırıyoruz. ( Çene kısmından yukarıya doğru yapıyoruz bu işlemi de )

Cildinizde ki pürüzsüzlüğü ve yumuşak etkiyi hissedeceksiniz..

Bal,aynı zaman da dudaklarımız için de çok güzel bir nemlendirici...

Bir süre bekledikten sonra Gül Suyu'nu cildimize tonik olarak uyguluyoruz..




Yapmış olduğumuz uygulamalar cildimiz için gerçekten çok önemli,ama herşeyden önemlisi " Su içmek "cildimize yapıcağımız en iyi şey..

Sonrasında tabiki peeling ve maske..

Not:GülSuyu'nu ben buzdolabında tutuyorum,cilde soğuk olarak uygulanması kan dolaşımını hızlandırıyor..
Aynı zamanda ılık su ve soğuk su uygulaması da kan dolaşımını hızlandırır..

Ki,maskeden sonra cildimizi ılık su ve pamukla temizliyoruz,sonrasında ise soğuk gülsuyu ile siliyoruz...

Vee son olarak iyi bir nemlendirici ile kendimizi daha da şımartıyoruz ve cildimizi rahatlatıyoruz...

Ben Excipial Hydro kullanıyorum,su bazlı ve inanılmaz güzel bir nemlendirici ve tüm vücudunuza uygulayabilirsiniz gönül rahatlığı ile...Eczane de bulabilirsiniz.




Aynı işlemleri,ellerimize de uygulayabiliyoruz...

Yani güzelliğimiz ve kendimiz için sadece 1 saatimizi ayırmak yeterli....

Bol bakımlı günler bayanlar ;))

Sevgiler;







- Posted using BlogPress from my iPad

4 Kasım 2013 Pazartesi

Cennet Hurması...


Ben bu güzel nimet ile çınar doğduktan sonra tanıştım.Meğer ne kadar faydalı bir meyveymiş 'Cennet Hurması'

Çoğu kişi Trabzon Hurması olarak da biliyor olabilir..

Fakat,saymakla bitmeyen faydası bulunuyor.Hergün muhakkak yedirilmeli gerçekten çünki zamanı çok az bu meyve'nin.

Şuan da tam mevsimi,






Halk arasında ‘Cennet Hurması’ olarak da bilinen ve kışın eksi 120 ile 180 derece arasındaki soğukta ayakta kalabilen Trabzon hurmasının kanser başta olmak üzere birçok hastalığı önlediği, cilt güzelliği ve ‘diyet’ açısından önemli bir yere sahip olduğu belirtiliyor..

Bol miktarda, Protein, karbonhidratlar, selüloz, fosfor, kalsiyum, demir, sodyum, tanen, potasyum, mağnezyum, A, B1, B2, B3, C vitaminleri bulunuyor..

Gastrit-mide ülseri için trabzon hurması da denilen cennet hurması (cennet meyvası ) yenilmesini tavsiye ediyor. Cennet hurmasının dış kabuğunu soyduktan sonra yumuşatarak yenilmesi gastrite karşı çok faydalıdır.
Cennet meyvası bağırsak florası için mükemmel bir meyvadır.

Bağırsak florasındaki bakterileri dengeler.Kabızlık şikayetine karşı da mükemmel bir çözümdür.

Özellikle oniki parmak bağırsağı şikayetleri için mükemmel bir yardımcı ve destekleyicidir.


- Posted using BlogPress from my iPad

17 Ekim 2013 Perşembe

Çocuk'lar da alt ıslatma problemi " 4-12 " yaş..


Yakın bir tanıdığım bu şikayet ile bana gelip nasıl davranması gerektiğini sordu..
Fakat;
Ben Dr değilim,direkt olarak üroloji bölümüne gidip sıkıntısını anlatmasını ve anca onların yardımcı olabileceğini söyledim nazikçe..Öyle kulak dan dolma bilgiler almış ki,inanamadım açıkcası ve bu konu hakkında ufak bir araştırma yaparak konuyu düzgün bir dille anlatmak istedim...

Bu konudan muzdarip çok insan varmış meğer.

Tanıdığımın kızı 5 yaşında ve geceleri altını ıslatıyormuş,uykusu ağır olduğu için..Gündüz'leri uyumadığı için böyle bir sıkıntı olmuyormuş..
Sağlık problemi yüzünden veya ailevi problem neden olabiliyormuş.Özellikle erkek çocuklar da babayla ilgili bir problem yaşarlarsa böyle bir sorun gündeme gelebiliyormuş..

Araştırmalarım sonucu çoğunun genetik,özellikle de 'Baba' kaynaklı olabileceğini öğrendim ve çok şaşırdım..

Eğer çocuk sadece gece uykusu ağır olduğu için altına kaçırıyorsa,babanın çocukluğunda bu sıkıntı kaç yaşına kadar devam ettiyse.Çocuk'ta da o yaşa kadar devam edebileceği yazıyordu okumuş olduğum yazıda ;))
Vee ;) Bana böyle bir sıkıntı ile gelen kişiye sizde böyle bir problem varmıdır diye sorduğum da,eşinin çok uzun yıllar altını ıslattığını söyledi bana.Yani 'Kocasının'

Kulaktan duyma şeyler lütfen yapmayın.Önce Üroloji Bölümüne götürün,Sonra Psikolog ve Pedegog'lardan yardım almanızı ben nacizane öneririm.

Ama kesinlikle bağırarak,onur kırıcı hareketlerde bulunmayın ki daha da ters etki yaratmasın çocuğunuzda.Onlar da artık birer bireyler ve sağlık problemi olduğu için bu sıkıntıyı yaşıyor olabilirler..
Veya siz kaynaklı olabilir...

Sevgiler;


&&&&&&&&&&

Çocukların çoğu 2?4 yaş arasında idrarlarını hem gece hem de gündüz tutmayı becerirler. Çoğu zaman mesane gelişimindeki gecikmenin bir sonucudur, bu nedenle de yaşla sıklığı azalır. Üç yaşındaki çocukların %40'ı altını ıslattığı halde bu oran 5 yaşında %20'ye, 6 yaşında %10'a düşmektedir. Erkek çocuklar kızlara göre daha sık altını ıslatma sorunu yaşamaktadır.
Gece altını ıslatmanın kaç tipi vardır, nedenleri nelerdir?
Gece altını ıslatmanın iki tipi vardır. Doğumundan itibaren hiç kuru kalmamışsa primer (birincil) tip, en az 6 ay kuru kaldıktan sonra altını ıslatmaya yeniden başlamışsa sekonder (ikincil) tip altını ıslatmadan söz edilir.
Altını ıslatan çocukların büyük çoğunluğu birincil altını ıslatma grubunda yer alır. Bazen altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma ihtiyacı duyma gibi bulgular eşlik edebilir. Gece altını ıslatma, nedenlerine göre fizyolojik ve organik olmak üzere iki gruba ayrılarak incelenmektedir.
Gece altını ıslatan çocukların büyük bir grubu (%90-95'i) fizyolojik altını ıslatma grubunda toplanmaktadır. Bu çocukların gece uykuda mesane doluluğunu hissetmelerinin yetersiz, mesane kapasitelerinin küçük ve uyku derinliklerinin fazla olduğu bildirilmektedir. Önemlisi altını ıslatmanın büyük oranda genetik yatkınlığa dayanmasıdır.
Anne ve babadan birisinde altını ıslatma öyküsü varsa çocukta % 45, ikisinde birden varsa %77 oranında altını ıslatma sorunu yaşanmaktadır. Aile öyküsü olan olgular iyileşme zamanı bakımından ailelerine benzer bir seyir göstermektedirler.
Hangi hastalıklara eşlik eder
Altını ıslatan çocukların %2-3'ünden şeker hastalığı, böbrek hastalıkları, mesane hastalıkları gibi sorunlar saptanmaktadır. Olguların %5-10'unda ise altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma ihtiyacı gibi yakınmalar eşlik etmektedir. Bunlar "polisemptomatik altını ıslatma" olarak tanımlanmaktadır. Bu çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu, idrarda bakteri olması, kabızlık ve bazen besin alerjisi saptanmaktadır.
Ayrıca son yıllarda halk arasında "geniz eti" olarak bilinen adenoid vegatasyonlu çocuklarda yüksek oranda altını ıslatma görüldüğü ve ameliyat sonrası yakınmalarının geçtiği üzerinde durulmaktadır.
Psikolojik sorunlar
Genel olarak psikolojik olaylar daha önce söz edilen primer altını ıslatma sorununa yol açmazlar. Bu nedenle de altını ıslatan çocukların büyük çoğunluğunda bir ruhsal sorun aramaya gerek yoktur. Ayrıca kötü çocukların altını ıslattığı gibi ön yargıların geçersiz olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Bir ruhsal sorundan sonra altını ıslatma yaşanıyorsa bu genellikle fizyolojik altını ıslatmanın yeniden ortaya çıkmasıdır. Davranışsal gerilemesi olan çocuklarda gece altını ıslatma yanında okul başarısızlığı, korku gibi ek bulgular vardır ve bunların mutlaka çocuk psikiyatristleri tarafından görülmesi gereklidir.
Nasıl yaklaşılmalı
Hemen ve önemle belirtmeliyiz ki altını ıslatmanın kendisinden çok, bu çocuklara ailelerin ve toplumun yanlış tutumları zarar vermektedir. Bunların içinde en tehlikelisi "Altına yapan kızını sobaya oturttu" gibi haber başlıklarına konu olan cinsel bölgelere yönelik cezalandırma girişimleridir. Bu tür tutumlar, çocuklar üzerinde etkisi ömür boyu sürecek izler bırakmaktadır.
Altını ıslatan çocukların fizyolojik bir gelişme gecikmesi yaşadığı (bir tür diş çıkarmanın, konuşmanın gecikmesi gibi) ve ailenin temel görevinin çocuğun benlik saygısı zedelenmeden bu sorunu atlatmasını sağlamak olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle altını ıslatan çocukların en geç 6 yaşında konuyla ilgilenen bir çocuk hekimi tarafından değerlendirilmesi ve gerekli incelemeler yapıldıktan sonra bir tedavi planı yapılması gereklidir.
Altını ıslatan çocuklarda ne gibi tetkikler yapılmalı
Altını ıslatma yakınması ile hekime getirilen çocuklar daha önce söz edilen organik faktörlerin varlığı bakımından incelenmelidir. Bunun için gündüz altına kaçırma, zor idrar yapma, kabızlık, zor ve acil idrar yapma, çok idrar yapma, kafa travması geçirme, idrarla birlikte kaka kaçırma, horlama ve gece ağızdan nefes alma gibi yakınmaların olup olmadığı soruşturulmalıdır. Elde edilen bilgiler ve genel muayene sonuçlarına göre idrar incelemesinden, mesane filmlerine uzanan bir dizi tetkik yapılmalıdır.
Altını ıslatan çocukların %97'sinde fiziksel bir neden yoktur. Bu nedenle ayrıntılı bir öykü çoğu zaman fizyolojik altını ıslatmanın olup olmadığı konusunda bilgi verir. Bu noktada altını ıslatan çocukta " küçük mesane" ya da uykudan uyanamama sorunu mu olduğunun aydınlatılması önemlidir.
Tedavide kullanılan yöntemler
Altını ıslatan çocuklara genel olarak 7?8 yaşına geldiğinde tedavi için girişimlerde bulunulması önerilmektedir. Bu girişimlerin başında çocuğun kendisinin ya da ailesinin gece uyanmasına dönük programlar gelmektedir. Ailenin çocuğu gece uyandırıp tuvalete gitmesini sağlayan program uygulanır. Bu program %90 oranında başarı sağlamıştır.
Tedavide alarm kullanımı ve ilaç tedavisi
Alarm cihazları çocuk idrar kaçırmaya başlar başlamaz hareket geçen ve böylece çocuğun uyanıp, mesanesini kontrol etmesi konusunda yardımcı olan araçlardır. Bu tedavi ile çocuklarda %70?84 oranında iyileşme sağlanmaktadır. Altını ıslatma tedavisinde uzun yıllardır çeşitli ilaçlar kullanılmıştır .%90'a varan oranda yineleme riski bulunmaktadır.
Alt ıslatma çocukluk çağında sık görülen bir sorundur ve ailelerin yanlış tutumlarının sürdüğü bir konudur. Öncelikle altını ıslatan çocukların konuyla ilgilenen çocuk hekimleri tarafından değerlendirilmesi ve ailenin katılımı ile uzun dönemli bir tedavi yaklaşımının denenmesi gereklidir.
- Posted using BlogPress from my iPad

12 Ekim 2013 Cumartesi

AŞK..

Ahhh aşk ahhh.. ;)

2004 de benim kalbimi,izin almadan çalan 'aşk'..

Hem de hiç hayalimde olmayan birine aşık olmuştum..

Uzun saçlı ve küpeli. ;)))

Bu hayat'ta büyük konuşmamayı öğreten kişi oldu bizzat kendisi.

2004 Aralık'da başlayan o güzel aşk.2008 Temmuz'da Evlilik ile taçlandı..

Allah'ıma hergün şükür ediyorum,onun gibi kalbi güzel,fedakar,başarılı,eşine her zaman destek veren ve yanında olan biri ile evli olduğum için..

Aradan tam 9 sene geçmiş.Şaka gibi ;)

Hergün gittikçe artan sevgim ve saygım var benim aşk'ıma..

Başka bir erkeğe aşık olamazmışım gibi geliyordu ki,canım oğlum Dünya'ya gelene kadar..

Aşk boyut değiştirir mi..Çok net " EVET "

Karşılık beklemeden sevmeyi öğreten,uykusuz ve yorgun geceler'imin "Parlak Işığı"

Tarifi imkansız bir aşk yaşıyorum 1,5 sene'dir..

Biz!
Anne ve Baba olmuştuk..Büyümüştük..

Bugün!!
Canım oğlum'un biricik babası'nın doğum günü..

İyi ki doğmuş,hayatıma girmiş ve bizim herşeyimiz olmuş..

Seni Çok Seviyoruz Bebeğim....


&&&&&&&&&&&&

Bey'lere hediye seçmek çok güç,çünki kısıtlı seçenekler var gerçekten..

Örnek olması adına paylaşıyorum,eşime almış olduğum hediyeleri...

En iyisine laik olan,Aşk'ıma bu yıl ki ufak hediyelerim..


Nefis Macaron'lar MacaronsBella'ya ait...Inanılmaz Güzeller...





















- Posted using BlogPress from my iPad

20 Eylül 2013 Cuma

Doğru Anne&Baba Olabilmek...

O kadar önemli ve dikkat'e alınması gereken bir konu ki.

Çocuklar'ımızın geleceğine,biz anne ve baba'lar yön veriyoruz.

Ben öğrenmeye başladıkları an itibari ile çocukları bir hamura benzetiyorum ;)
Onları iyi yoğurmak ve şekil vermek bizim elimizde..

Öncelikle,Kesin/Net/Kararlı/İlgili ve Sağ duyulu olun.

Çocuklar'ımız aslında bir'er ayna ve bizi yansıtıyorlar.Yani biz ne yaparsak "iyi veya kötü"karşılığını çok net görüyoruz.

Çok basit bir örnek,çoğumuz bir çok şeye "Hayır"diyoruz..

O kadar akıllı ve meraklılar ki.Bir şey istediğinde veya yapmaya çalıştığında "Hayır" demek yerine,kendilerine neden olamayacağını anlatmak ve yapmak istediği şeyin kendisine zarar vereceğini söylemek.Meraklarını gidermeye yardımcı olur ve inanın bir daha teşebbüs etmezler çünki tatmin olurlar verdiğiniz doğru cevaptan (ben bu şekilde yaklaşıyorum çınar'a) karşılığını da çok net görürsünüz.

Birşey sorduklarında veya yapmak istedikleri şeyi gösterdiklerinde,kendilerine net ve doğru cevaplar verin,eğer geçiştirme bir cevap verirseniz tatmin olmayıp devam ederler.Sizin yapmasını istemediğiniz hareketlere.

Diğer önemli konu ise "Anne ve Baba" karmaşası..

Aslında önce anne,baba'ları eğitmek gerekiyor.

Çünki;

Anne'lerin aksine,Baba'lar her zaman şımartmak adına çocuğun yapmaması gereken çoğu şeye evet der.

Anne'ler pek taviz vermez;) çünki,düzen ve otorite kurmuşlardır ama baba'lar zaten az görüyorum,cümlesinin altına sığındıkları için,şımartırlarda şımartırlar..

Çocuğun bilinç altında ise anne,herşeye hayır diyen,sürekli yemek yediren,hiç birşeye izin vermeyen nemrut bir kadın olarak algılanır.. ;)
Baba ise süper,herşey'e evet diyen,boşver yemek yemesin diyen,hadi oyun oynayalım diyen biri...

Çocuk için büyük bir karmaşa oluşur.

Önce anne ve babaların oturup çocuklarına nasıl bir bir yön vereceğini konuşması gerekir,kararlı,tutumlu,net ve sevgi dolu olmamız çok önemli çocuklar'ımızın geleceği için..

Anne ve baba ilişkisi çok önemli bir çocuk için..Onların gelecekleri ise bizim için çok önemli...

Neyse ki artık okuyoruz ve çok bilinçli anne ve babalarız.

Unutmayın biz bir ayna'yız,çocuklarımız ise bizim yansımamız...

Saygıyı,sevmeyi,teşeküretmeyi,kibar ve nazik olmayı,ne olursa olsun doğru söylemeyi,öğretelim çocuk'larımıza..

Sevgiler;

& Doğru Bilinen,Yanlışlar &

Danışan: Anne olmak bugüne kadar yaptığım işler arasında en zoru. İki üniversite okudum, en az 5 değişik şirkette değişik pozisyonlarda çalıştım, 50 kişiyi yönettiğim zamanlar oldu, bu kadar zorlanmadım.

- Dr. Başak: Haklısınız, anne-baba olmak hiç kolay değil. 24 saat ve 7 gün boyunca hiç durmadan yapmanız gereken, büyük sorumluluk ve fedakarlık isteyen bir iş. Üstelik bunun için okula gidip eğitim de almadınız.
Danışan: Okulu olsa kesinlikle giderdim. Her şeyi tam yapmak istiyor insan; sağlıklı olsun, hastalanmasın, iyi eğitim alsın, başarılı olsun, hobileri olsun, mutlu olsun, iyi arkadaşları olsun... Ufacık bir hata yapsam bütün hayatını mahvederim diye korkuyorum. Düşünsenize, bir insanın hayatı sizin ellerinizde, siz en iyisi için uğraşıyorsunuz ama yine de yaptığınızın doğru olup olmadığına emin değilsiniz. İş hayatımda bile bu kadar kaygılandığımı bilmem.
- Dr. Başak: Karşımıza çıkan zorluklarla nasıl baş edeceğimizi bilemediğimizde veya bilmediğimizi düşündüğümüzde kaygımız artar. Kaygımız arttığında panik oluruz, kendimize güvenimiz azalır.
Danışan: Ben de panik durumdayım. Kendimi sürekli başka annelerle kıyaslıyorum, hep bir şeyleri eksik yapıyormuşum gibi hissediyorum.
- Dr. Başak: Kaygıyı azaltmanın en iyi yolu, size zor gelen, korkutan, kaygılandıran durumla baş edebilmek için bu durumla ilgili becerilerinizi ve bilginizi artırmaktır.

ARKADAŞI DEĞİL ANNE-BABASI OLUN

Danışan: Yani çocuk eğitimi, psikolojisi, ihtiyaçları ile ilgili bilgilerimi artırırsam kaygılarım azalır.
- Dr. Başak: Evet. Bilmek, baş etmenizi kolaylaştıracak. Bir iş yaparken o işi nasıl yapacağınızı çok iyi bilirseniz kendinize güvenir, işten zevk alırsınız. Her çocuğun gelişimi, duygusal ve fiziksel ihtiyacı farklı olsa da, çocuk psikologları, anne-babaların bazı genel prensiplere bağlı kaldıklarında ve yanlış yerleşmiş inançlarını değiştirdiklerinde doğru yolda ilerleyeceklerini söylüyorlar. Bunlardan size birkaç örnek verebilirim:
Yanlış: Çocuklara sık sık sarılmak, sevginizi söylemek, çok fazla ilgi göstermek onları şımartır.
Doğru: Çocuklara sevgi gösterdiğinizde, takdir ettiğinizde, sık sık sarıldığınızda şımarmaz, aksine kendilerine daha fazla güvenirler. Hem ruhsal hem de fiziksel olarak daha sağlıklı olurlar. Sevgi, ilgi görmeyen çocukların birçok problemi olduğu bilinmektedir, oysa çok sevgi gören bir çocuğun bu nedenle problem yaşadığı görülmemiştir. Çocuklar çok fazla sevgi gördüğünde değil, her istedikleri kayıtsız şartsız yerine getirildiğinde şımarabilirler.
Yanlış: Çocuklarla arkadaş gibi olmak gerek.
Doğru: Hayır, çocuklarınızın anne-babası olmanız gerekir. Onlar sizin arkadaşınız, sırdaşınız, yaşıtınız değildir. Sizin onları yönlendirmenize, yönetmenize ihtiyaçları vardır. Kararları sizin almanızı, onları korumanızı, bir “yetişkin” gibi davranmanızı isterler. Büyüdükçe, ergenlikle beraber daha özgür olma ihtiyaçları olacaktır ve kendi kararlarını kendileri vermek isteyeceklerdir. Bu geçiş yavaş yavaş, çocuğun olgunluk düzeyine göre yapılmalıdır. Zamanı gelmeden çok fazla sorumluluk, özgürlük verir, hayatı onlarla paylaşmaya kalkarsanız, onlara taşıyamayacakları duygusal bir yük verirsiniz.

TELEVİZYON ÇEVREYLE İLİŞKİYİ KISITLAR

Yanlış: Çoğu kişi, anne-babasından bir şey öğrenmemiştir. Çocuklar bu dünya düzeni içinde kendi yollarını bulabilir.
Doğru: Çocuklar büyürken anne-babalarını örnek alırlar. Size bir şey öğretmediklerini düşünseniz bile, anne ve babanızın diğer insanlarla ilişkileri, olaylarla baş etme yöntemleri, duygularını yönetme şekilleri, doğduğunuz günden itibaren size örnek olur. Dolayısıyla, çocuklarınız için birer örneksiniz. Onların nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de öyle davranın.
Yanlış: Babanın görevi anne kadar önemli değildir.
Doğru: Çocuğun ruhsal gelişiminde babalar da anneler kadar önemlidir. Nasıl bir çocuğun dünyaya gelebilmesi için bir anne ve bir babaya ihtiyaç varsa, büyümesi, yetiştirilmesi için de hem anneye hem de babaya ihtiyaç vardır. Bu sadece babaların değil, annelerin de hatırlaması gereken önemli bir bilgidir. Araştırmalar, babasıyla ilişkileri iyi olan çocukların daha özgüvenli olduklarını göstermiştir.
Yanlış: Çocuğun, onu seven bir anne-babası olması yeterlidir.
Doğru: Maalesef yeterli değildir. Çocukların anne-babaları dışında başka insanlarla, hem kendi yaşıtları hem de yetişkinlerle iletişim içinde olması çok önemlidir. Arkadaşlık kurma, sosyal becerileri geliştirme, insanlarla yakın ilişkiler kurma ve başka insanlardan yeni şeyler öğrenme şansını ona vermek gerekir. Anne-babalar hayata dair her şeyi öğretebilmek için kendilerini sorumlu tutmamalıdır.
Yanlış: Çocukların televizyon seyretmesi, yeni şeyler öğrenmelerine yardım ettiği için kısıtlanmamalıdır.
Doğru: Televizyon seyretmek, çocuğun çevresiyle ilişkisini kısıtlar, sosyal becerileri (konuşurken sıra beklemek, dinlemek, bağırmadan konuşmak vb.) öğrenmesini engeller ve hayatın içine aktif katılımına engel olur. Çocuklar, bebeklikten itibaren en çok çevreleriyle aktif olarak ilişki içine girdiklerinde öğrenirler. Onlarla konuşmak, onları değişik ortamlara sokmak, değişik nesneleri görmelerini, ellemelerini, duymalarını, koklamalarını sağlamak, öğretmenin en iyi yoludur. Televizyon seyrederken bunların hiçbirini yapamaz.

KURAL YOKSA KAOS BAŞLAR

Yanlış: Kural koymak bana çok ters ve acımasız geliyor. Ben kuralları sevmezdim, çocuklarıma da koymak istemiyorum.
Doğru: Çocuklar kuralları severler. Hatta kuralların olduğu ortamlarda kendilerini daha güvende hissederler. Kurallarla büyüyen çocuklar, sanılanın aksine daha kolay risk alır, kendilerini daha kolay kontrol edebilirler. Çünkü neyin doğru neyin yanlış olduğuna dair kafalarında daha net çizgiler vardır. Kural olmadığında kaos olur. Kural koymak ile katı ve acımasız olmak karıştırılmamalıdır.
Yanlış: Eğer hata yaparsam, çocuklarım ömür boyu bunun etkisinden kurtulamaz ve zarar görürler.
Doğru: Sadece sürekli ihmal ve istismar, çocuklara uzun süreli zararlar verir. Sıradan hatalar çocuklara kalıcı zararlar vermez, çünkü çocukların kendilerini tamir etme gücü vardır. Özellikle yeterli sevgi gören çocuklar, bu hataların etkilerinden çok daha çabuk kurtulur. Anne-baba olarak yaptığımız sıradan hatalar, bizim normal insanlar olduğumuzu gösterir.

- Posted using BlogPress from my iPad